
Mutluluğun yolunu arar dururuz hep kendimizce.Aslında bütün mesele hayatın sesini duyabilmekte...Artık çoğu insan için hiçbir şeyin tadı yok,herşey o kadar sıradanlaştı ki!
Umutlar ekilmekten vazgeçilmiş,yürekler ölmüş aşkların mezar taşlarıyla dolu,akıllarsa hayatın yap boz tahtası...
İşte bu noktada bir parça düşünmek istiyorum...
Sizde yeni bir yaşam için taze umut var mı?
İçinde hem yeşil hem mavi bulunmalı.Geriye kalan renkleri insan kendi karıştırarak bulmalı...
Yaşama karşı hepimiz ne kadar ısrarcıyız?
İşte bu noktadan sonra bir de bunları düşünün...
Zaman ayaklarımızın altından kayarken,dün akıttığımız gözyaşlarının ne kadar gereksiz ve o acının aslında kalıcı olmadığını görün.
Görün ki,yarınlarda oluşacak acıların ve kederlerin üstünde asılı kalmayın.
Ne vakit eserse essin meltemler,mutlaka içinize çekin.Herşeye rağmen öyle güzellikler var ki hayatın içinde...
Bu cümleyi okurken dudak bükenlere hatırlatmak isterim.
İşe gitmek için sabahları erkenden evinizden çıktığınızda,yol kenarındaki yaprakların üzerinde biriken çiğ tanelerini görebilirsiniz.
Farketmesenizde her saniye yeni yepyeni hayatlar geliyor dünyaya...
Hala birkaç şeyin sevdasını taşıdığınız yüreğiniz var.
Size bu hayatta eşlik edebilen eşiniz,dostunuz ,evlatlarınız var.
Eskisi kadar olmasada hala yüreğinizi titreten baharlar var yazı karşılayan...
Hala aşık
olabiliyor,ayrılabiliyor,neşeleniyor,gülebiliyor,kızabiliyor ve kavga edebiliyorsunuz.
İşte bunların hepsi hayata karşı bir tepkidir,yaşamak için ısrarlı çabalarımızı farketmesekte...
Mutluluğun bütün sırrı hayatın sesini duyabilmekte.
DİLEK
|