Yüreğimdeki müziği algılayan ve dansımda bana ayak uyduran sevgili;
Güz sonu tanıdım seni,kış sıcaklığınla geçti. Yolcuyduk ya hayat yolunda, seyir defterimde yarım kalan aşka yazdırdın adını. Tadı damağımda kalmış aşkınla bakakaldım ardından. Artık eksilen umutlarıma yamadığım med cezirlerinle gidip geliyorum. Kaç gecedir gözüme uyku girmiyor. Kaç gecedir gidişinin yüreğime soktuğu kör bıçaklarıyla boğuşmaktan yorgunum. Hüznün yüreğimde bıraktığı katıksız heyecanların kırıklıklarıyla doluyum. Öyle bir rüzgar estirdin ki giderken yarını olmayan, öyle bir ateş bıraktın ki ardında her daim küllerinden yeniden yanan...
Zamanın,zamansız bir sürprizi var mıdır sevdamıza?
Şimdi uzaklardasın ya, bu şehrin sokaklarına sinen sevdamızın kokusu miras senden bana. Aşkımıza vurduğun düğümler ise, yüreğimdeki paslanmaya yüz tutan zincirlerin yasını yutar durur uykusuz gecelerde. Yüreğimin yüreğine bıkmadan sorduğu tek soruydu "Böyle mi sona erecekti?"
Şimdi anlıyorum her sevda, ayrılığa da atılan bir adımmış aslında. Bizim aşkımızda da ne olduysa oldu rüya bitti,büyü bozuldu,tılsım çözüldü... Belki böyle sona erdi ama gözlerinin gölgesi gözlerimde, gölgen bedenimde saklı kaldı.
Tüm insanların hayatında hüzünlerin sevimsiz kucağında noktalanan bir sevda hikayesi var galiba.
Ya da,
sevimsiz gidişleri,
beklenmeyen ve umulmayan bitişleri,
sonu gelmeyecek sandığımız, akışı hiç kesilmeyecek sandığımız mutluluk nehrimizin kurumasını,
aşk yağmurlarımızın, bilmem hangi diyarlardan esip gelen bir seher yelinin cazibesine kapılıp, alıp başını başka gönüllere doğru yelken açmasını yaşayan tüm insanların,
bir acı ayrılık hikayesi var galiba.
Her birinin beklediği, hayal ettiği ama, asla dönmeyeceğini de bildiği bir kahramanı var.
Bir yarım kalmış kara sevda masalı var.
Yıkımları var,
sım sıkı tuttuğu avuçlarından,
hiç beklemediği bir anda uçup giden sevda güvercini var.
Her birinin gözlerinde,
hüzünlerin sarıp sarmaladığı,
eski bir fotoğrafın sararması misali yavaş yavaş bir sis bulutuna gömülen,
belki de ölümlerde unutulacak bir bakışın gölgesi yaşamakta.
İnsanın içini acıtan bir şiirdi.
Çok duygusaldı...
Bir o kadar da gerçekçiydi.
Hal hatır soran kısacık cümlelerine çok teşekkür Diloylo.
İyi ki varsın diyorum hayatımızın bir yerinde.
şimdi anlıyorum aşka ilk adım ayrılığıda atılan adımın başlangıcıymış...yokluğunda sevmekmiş gerçek aşk seni...ben taşırım ruhunu sensiz kalan şehirde...cok güzeldi
Sevmeler
Sevdalar... dillere düşen sevdalar yaşamak isteriz ama dillere düşmeden önce dalından düşer savrulur her bi tarafa parçaları...
Birleştirmek istenirsede birleştirilemez ismi dilimizde hece olur sev da sev da diye...
Yıllarca heceler dururuz o ritmi yakalamak için nedense bir türlü yakalanmaz...
Zamansız sevdalardan olduğu içinmidir yoksa zamana ayak uyduran sevdalardan mı...
Sonunda kalbimiz buruşturulmuş bir mektup gibi şehrin her köşesine sürüklenir.
Sevgilerimle
birbulut
Ne kadar hoş, ne kadar güzel bir tarifi başlayan sevdanın... Başlaması, gelişimi ve belki de sonu...
Ben inanırım ki; kişinin yüreği yeter ki sevda ile dolu olsun. Yeter ki sevgi nedir bilsin... Kaçan kaçar...Giden gider... Gelen gelir... Kaybeden her zaman sevgiyi yüreğinde değil de bedeninde taşıyanlardır.
Sevgisi yüreğinde olan, sulamazsa aşkları soldurur bir anda herşeyi. Ama kendi yüreğinde olan sevda, bulur birgün doğrudan konacak yeri...