Mum ışığında halka halka büyürken gölgeler, Duygusuzluğun hoyrat duvarlarında parçalanıyorken gönül kuşum, Hasretini sığdırmaya çalışırken yaşamın dar vakitlerine, Ve,her gece solgun kent ışıklarına bırakırken düşlerimi,
Gelmelisin!
Bir çocuk gibi atılmalıyım kollarına. Kimsesizliğim,yalnızlığım ardımda kalmalı. Şafaklar sökmeli yüreğimde. Gecelerim bitmeli. Ve içimde Tan ağarmalı...
Ne çok istemişizdir gelmeyenin gelmesini
Ne fallar açmışızdır sonu hep geliyor çıksın diye...
Hep ümitler hep dilekler
ama gelmesi gereken bir türlü duymuyor bu dilekleri yine bildiğini okuyor,
Ve bizlerse gönül kuşunun kanadına dileklerimizi sıralayıp gökyüzüne bırakıyoruz bir gün...belki bir gün ulaşır yerine ümidiyle...
Sevgilerimle
birbulut
Ne kadar güzel,
ümit ışığının,insan var oldukça içerisinde var olması.
ya da,
onu yaşatabilmek,
onunla yaşamayı bilmek...
Belki de,
asla gelmeyeceğini bildiğimiz bir gideni ümitle baklamek.
Ona dair,dönüşüne dair, kavuşmaya dair hayaller üretmek ve buna inanmak.
Bu inancı beslemek, büyütmek gönlümüzde...
Gerçekleştiremediğimiz hayallerimizin, o ruhumuzu okşayan esintilerine bırakıp kendimizi,
sabırla, inatla, sevgiyle birinin yolunu gözlemek.
Sevgi güzel şey.
Kaybedişlerde bile.
Gerçekleşmesi belki de mümkün olmayan düşler kurmada bile...
Bu güzel şiirin nihayetinde,
mutlulukla biten bir final gerçekleşse keşke.
Bir seven,
bir sevdiğine kavuşsa.
Bilemiyorum ama,belki de o zamanlar,
şiirler bu kadar güzel, bu kadar yürekten yazılamazdı.
Sessiz iklimlerin çocuklarıyız şimdi
Ne varsa yarından kalacak
kırık dağ laleleri gibi
Yalnız kalmak gibi sonsuz ve acı
Öznesi liman bir vapura yüklüyoruz